Perşembe, Kasım 09, 2006

inatla yetişkin olamama hallerine devam...

bugün itibariyle kavranmış, tam anlamıyla idrak edilmiş bir gerçek, asla yetişkin olamayacağımdır. şöyle ki insan 29 yaşındayken master yapmaya uzaklara giden kardeşinin ardından 37 gün sonra yeniden burada olacağını bile bile, bu kadar mutsuz olamaz. geldi geldiğinde sanki hiç gitmemeiş gibiydi, ama gidişi evin içini boşalttı, benim açımdan.

sabahleyin saat 7de yataktan çıkmayı becerip, saat 9.30'daki derse geç kaldım. sebep? kardeşle vedalaşma töreni, tabi burada beni ve ailemi "normal" insanlar olarak tasavvur edip bunu bir tür ayrılamama ve sevgi dolu sözcüklerle bezenmiş buruk bir vadalaşma anı sanabilirler. ve sonuna kadar yanılırlar, çünkü sabah saat 7.00 ile evden çıkmayı becerdiğim 9.40 saati arasında yoğunlukla didişme ve karşılıklı laf sokma ve son olarak ancak kapıdan dışarı çıkıldığında akşam eve döndüğünde evde olmayacağı bilincinin yarattığı burukluk. okula zor gidildi yani bugün. ama işte genetik kökenlere sahip manyaklığımız durmadı ve kardeş, ders aramda kalkıp okula geldi, hatta bir de üstüne üstlük avrupa kamusal alanı sunuşumda epey işime yarayacak bol bol malzeme anlattı. neyse en azından bu bile bizim çapımızda büyük başarı, ağlaşmadan ayrıldık...

korumacı aile yapısı denen nane, cidden çok zorlayıcı oluyormuş, üstelik anne babanın çocuklarına anlayış göstermesi, ve ev kurallarını çatışarak da olsa çocuklar lehinde belirlenmesi, aile ile kurulan duygusal bağımlılık ilişkisini kopmayacak bir şekilde aslında metafor yerindeyse düğümlenmesine sebebiyet veriyor. başka bir deyişle alabildiğine özgürlük şansımız, ve yaptığımız tüm işlerde yanımızda olan aile, istenilen ve özenilen bir şey gibi durmakla birlikte, aynı zamanda yıllardır hayalini kurduğu şeyi yaşayan kendine ait bir yaşam alanı avrupa açısından hiç de fena olmayan, türkiye açısından mükemmel düzeyde bir gelir ile yaşayan kardeşimi mutsuz ediyor. hatta ikimizin nadir uzlaştığı konulardan birinin de hiç normal olmadığımız gerçeği oluşu bu durumu kanıtlayan bir gerçeklik, ne de olsa o da ben çevremiz tarafından - en kibarları tarafından-"ailesi söz konusu olduğunda bira tuhaflaşır." şeklinde nitelendirilen insanlarız. ya bir insan bu kadar tuhaf olur hakkaten iki dakika anliz yapma da bir sus, özlüyorum onu de bitir. ama yok illa genelleme ve kategorizasyon yapılacak, bunun içinden değerlendirilecek. neyse işte olmayınca o böyle kendi kendime didişiyorum. şimdiden özledim. yeter bu kadar daha fazla yazmayacağım.

Hiç yorum yok: